Kabe'de
zaman
3 Aralık 2017 Pazar: Umre yolculuğumuzda 16. gün
Saat 02'de kalktım.
Yatsı namazını kıldım. Saat 3'te hazırlanıp çıktım. Sabah erken saatte
bile iki yönlü bir insan seli var ejyad caddesinde.
Kimisi tavaftan dönüyor,
kimisi gitmekte. Bu aralar yeni gelenlerle daha da kalabalıklaştı sanki ortam.
Saat 4'e doğru diğerleriyle buluşup tavaf için üst kata
çıktık. Bayağı hastayım. Burnum akıyor, boğazım yanıyor. Boynuma tülbent
sardım, hırkamı da belime bağladım. Tavaf bitince giyeceğim.
Bugün inşallah Hilal için dönüyorum. Tavafın
yarısında Selçuk hoca yeni gelen Veysel hocaya sen devam et deyip jest yaptı.
Biz Selçuk hocanın tarzına alışmıştık. Veysel hoca acemiliğinden mi, çok
bilmişliğinden mi bilmem biraz tadımızı kaçırdı.
Tekrar edilecek şekilde okumuyor. Sesi kısık, o yüzden ne
öndekiler ne de arkadakiler de duymuyorlar. En ilginci de eleştiri gelince de
"siz amin deyin kafi, zaten pek çoğunu doğru söyleyemezsiniz" deyip
işin içinden çıkıverdi.
Aklımdan kötü şeyler de geçirmek istemiyorum. Bu yüzden
son iki şavtta gruptan koptum.
Kendi başıma devam ettim. Sabah tavafımızın 4.şaftında
birinci ezan okunuyor. Bitirince önce topluca dua, tavaf namazı ve ardından da
teeccüd kılıyoruz. Seyfettin hoca bu konuya özel ehemmiyet veriyor;
"teeccüd, teeccüd" diyerek grubu yönlendiriyor.
Sonra biraz bekliyoruz. Bu arada gruba soğuk olmayan
zemzem suyu doldurup dağıtıyorum. Allah razı olsun diyorlar. Saat beş buçukta da
zaten sabah ezanları okunuyor.
Otele dönüp yattım. Saat 9'u biraz geçe uyandık ve
kahvaltıya indik. Sonra tekrar uyuduk. Kararımız ikindiye gitmek.
Burnum akıyor, boğazım yanıyor ve sesim de kısılmaya
başladı. Şimdilik başka bir sıkıntım yok ama bu hali iyi tanıyorum ben. Şifayı
kapmışım, muhtemelen de Nur dağından.
Bugün grubun önemli bir kısmı Cidde gezisine gitti. Kişi
başı 50 riyalmiş. Biz istemedik. İnşallah Taif gezisine gideceğiz.
İkindiye yakın eşimle üst kattaki sevdiğimiz yere
seccadelerimizi serip oturduk. Burası hem bize kadar gölge, korumalı, hem
hacerül esvedin tam karşısı, yeşil lambanın hemen altı oluyor.
Namazı burada kıldık. Biraz kur'an okuduk ve kabeyi
seyretmeye devam ettik. Bir ara hacerül esvedin orada kalabalıkta ihramlı bir
adamı top gibi 5-6 adam kadar arkaya fırlattıklarını gördüm.
Adam eller, başlar üzerinden geriye kalabalık arasına
düştü. Muhtemelen taşa yapışıp diğerlerini kızdırmış olmalı. Bizim baktığımız yerden
oradaki itiş kakış görülebiliyor.
Aslında etrafta seyretmeye değer o kadar çok renkli ve
değişik manzara var ki. Mesela kabenin etrafında bir gencin sırtında yaşlı
babasıyla tavaf ettiğini görebiliyorum. Farklı ülkelerden rengarenk giysiler ve
örtülerle kadınlar oldukça fazla. Bebekleriyle bile gelenler var.
İhramlı küçük oğlan çocukları, uzun giysili başörtülü kız
çocukları görüyorum. Aynı ailenin boy boy birkaç çocuğuyla tavaf ettiklerini
fark ediyorum.
Engelli ve yaşlılar tekerlekli koltuklarda ya yakınları, ya da
görevlilerce dolaştırılıyorlar.
Mekke'nin kedileri bile buraya uymuş. Bu kadar kalabalık
arasında onlar da nasiplerinin peşinde.
Yatsı namazından sonra Susurluk'lu bir arkadaşa daha
telefon almak için Ammar'ın dükkanını arayıp bulduk.
Ona da 100 riyalden verdi. Biz de
hafıza kartlarını biraz pazarlık ederek 30'ar riyalden ondan aldık.
Bu arada ben merak ettiğim birkaç şey daha sordum. Ayrıca şarz
aletini Türkiye prizlerine uygun olacak şekilde değiştirdim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder